Loader

İSRAİL’İN FİLİSTİNLİ VATANDAŞLARI KİMLERDİR ?

Paylaş

İSRAİL’İN FİLİSTİNLİ VATANDAŞLARI KİMLERDİR ?

Tercüme : Hümeyra Kanbur 

Devletin Filistinli azınlığı tarafından İsrail genelinde patlak veren gösteriler sebebiyle MEE ( Middle East Eye) genellikle yanlış anlaşılan bir topluluğa göz atıyor.

Mayıs ayında Lod şehrinde patlak veren olaylar İsrail de birçok kişiyi oldukça şaşırtmıştı. İsrail devletinin Filistinli vatandaşları, İsrail’in uluslararası kabul görmüş sınırları içinde yer alan Arapların ve Yahudilerin karışık bir şekilde yaşadığı bu şehirde İsrail’e ait sembolleri yıkarak bunların yerine Filistin bayrağını astılar.

İsrail’deki Filistinliler daha önce işgal altındaki topraklardaki Filistinlileri düzenli olarak desteklemiş olsalar da, Arapça’da Lid olarak bilinen Lod şehrindeki gösterilerin boyutu ve mahiyeti iki grup arasındaki ilişkinin her zamankinden daha güçlü olduğunu gösterdi. 

Ancak bu ilişki çoğu zaman endişe verici olmuştur.Birçok 48 Arapları (1948 yılında kurulan İsrail devletinin sınırları içinde yaşayan Filistinliler) geçmişleri hakkında içten bir yakınma duyuyorlar. İsrail’e katılmadıklarını aksine İsrail’in evlerini ele geçirerek onlara katıldığını iddia ediyorlar. Bazen İsrail’in 1948 sınırları içindeki statülerini tanımlamak için “işgal” kelimesini kullanıyorlar.

Dünyanın geri kalanı, pek çok İsrailli de dahil olmak üzere, İsrail nüfusunun tahmini % 20’sini oluşturan bu grubun yaşamlarını ve motivasyonlarını hala yanlış anlıyor.

İSRAİL’İN FİLİSTİNLİ VATANDAŞLARI KİMLERDİR?

Bazı yerlerde İsrail’in Filistinli vatandaşlarını tanımlamak için “İsrailli Arap” terimi kullanılsa da, onların birçoğu İsrail’in kuruluş yılına atıfta bulunarak kendilerine “48 Filistinlileri” diyor. 

Filistin’deki İngiliz Mandası sırasında 1937’den önceye ait bir kare, Kudüs Eski Şehir’de Filistin’e Yahudi göçüne karşı gösteri yapan Arapları gösteriyor. (AFP)

1948 yılında İsrail devleti ilan edildi. İsrailliler için bu, bağımsızlık savaşıolarak gördükleri savaşın ardından gelmişti ancak Filistinliler için 1948 yılı Nekbe’nın yani ” Büyük Felaketin” başlangıcıydı.

750.000’den fazla Filistinli, çatışmalar sırasında evlerinden sürüldü veya kaçmak zorunda kaldı. İngiliz mandasının ve askeri güçlerin geri çekilmesinin ardından Siyonist milisler tarihi Filistin üzerinde kontrolü ele geçirdi. Savaşın sonunda İsrail Devleti ilan edilmişti. Ürdün Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ü, Mısır ise Gazze’yi kontrolü altına aldı. 

Ancak birçok Filistinli Arap, evlerinde ve şu anda İsrail olarak adlandırılan -“48 sınırları” olarak bilinen- sınırların içinde kaldı. Onlara İsrail’de vatandaşlık verildi ama İsrail’in Yahudi vatandaşları ile eşit haklara sahip değiller.

1949 ve 1966 yılları arasında Filistinli Araplar askeri yönetimle yönetilmiş ve seyahat izinlerine, sokağa çıkma yasaklarına ve gözaltına tabi tutulmuşlardır. Filistinliler genellikle Yahudi yerleşimcilere veya devlet destekli kuruluşlara verilmek üzere evlerinden ve topraklarından sürüldüler. 

1966’dan ve askeri yönetimin sona ermesinden bu yana, İsrail’in Filistinli vatandaşlarının siyasi bilincinin kamusal ifadelerinde gelişme meydana geldi. Bunlar arasında, 1976’da Celile’deki toprakların İsrail devleti tarafından kamulaştırılmasına karşı gösteri yapan altı silahsız Filistinlinin öldürülmesine atfedilen “Toprak Günü” gibi olaylar da yer alıyor. Artık her yıl anılan İsrail Komünist Partisi ve Kara Panterler gibi siyasi örgütleri, Filistinlileri, solcu Yahudileri ve Arap topraklarından gelen Yahudileri bir araya getirmesi sonucu, İsrail sömürgeciliğine karşı bir protesto haline geldi. Ancak yine de, İsrail’in Filistinli vatandaşları kendilerini sık sık zor bir çıkmazın içinde buldular.

İsrail’in Filistinli vatandaşları Mart 1976’da Nasıra’da İsrail hükümetinin topraklarına el koymasını protesto etmek için bir grev sırasında gösteri yapıyor. (AFP)

Bir noktada İsrail’in bazı Filistinli vatandaşları kendi aralarında Yahudi isimleri alarak ve sadece İbranice konuşarak kimliklerini gizlemeye çalıştılar. Bu ise sadece kendilerinin diasporada ve mülteci kamplarında yaşayan Filistinliler tarafından küçük görülmelerine sebep oldu. Aynı zamanda uzun bir süre diğer Arap hükümetleri de onlara İsrail vatandaşlığını kabul ettikleri ve İsrail’in kurumlarında görev aldıkları için şüpheyle baktı. İsrail’de ise genellikle hain olarak görülüyorlar. Örgütleri ve partileri düzenli olarak yasaklanıyor ve liderlerine dava açılıyor.

EŞİT VATANDAŞLAR MI ?

İsrail destekçileri, düzenli olarak İsrail’in Filistinli vatandaşlarının sahip olduğu haklara ve Filistin toplumunun önde gelen halk figürlerinin başarısına dikkat çekerek İsrail devletine karşı yapılan “apartheid” (ayrımcılık) suçlamalarını saptırıyorlar

Böyle bir argüman kasıtlı olarak meseleyi yanlış yorumluyor. “Apartheid” (ayrımcılık) etiketi genellikle Batı Şeria ve Gazze’yi kapsayan işgal altındaki topraklardaki Filistinlilere yönelik muameleyi eleştirmek için kullanılır. İsrail’in Filistinli vatandaşlarının, Yahudi İsraillilere kıyasla ülkede eşit haklara ve statüye sahip olduğunu söylemek de yanlış olur.

Filistinliler Mart 1998’de, İsrail’in topraklarına el koymasını protesto eden altı İsrailli Filistinlinin öldürülmesinin yıldönümünde Sakhnin’de toplandılar. (AFP)

Ayrımcılığın çoğu arazi mülkiyeti ile ilgilidir. 1901’de tarihi Filistin’de toprak satın almak ve dağıtmak amacıyla kurulan devlet destekli uluslararası bir kuruluş olan Ulusal  Yahudi Fonu’nun (JNF), tüm İsrail topraklarının yaklaşık % 13’üne sahip olduğu düşünülüyor.

Ulusal Yahudi Fonu’nun görevinin bir parçası sahip olduğu toprakları yalnızca Yahudiler arasında dağıtmaktır. İsrail’deki azınlık haklarını savunan başlıca grup olan Adalah bu sistemi “devletin genelinde ırksal olarak ayrılmış kasaba ve köylerin kurumsallaşmasına katkıda bulunan ayrımcı politika” olarak tanımlamaktadır.

Adalah, Arap vatandaşlarına karşı açıkça ayrımcılık yapan İsrail yasalarının bir listesini daha derledi. 

2018 yılında, İsrail parlamentosu Knesset, eski başbakan Benyamin Netanyahu’nunİsrail, Yahudi halkının ulus devletidir ve sadece onların olacaktır” sözleriyle resmen ilan ettiği  yasama ayrımcılığının korkunç bir örneği olan “Ulus Devlet Yasası”nı kabul etti. 

Sonuç : İsrail’in Filistinli vatandaşları oy kullanma, memuriyet, sivil mahkemelerin kullanılması vb. dahil olmak üzere işgal altındaki topraklardaki Filistinlilerden daha fazla haklara sahipler. Ancak Yahudi İsraillilere kıyasla onları ikinci sınıf vatandaşlığa indirgeyen bir dizi yasa bulunuyor.

ONLAR İSRAİLLİ ARAPLAR MI YOKSA FİLİSTİNLİLER Mİ ?

İsrail’in Filistinli vatandaşlarının İsrailli, Arap veya Filistinli kimlik anlayışları karmaşıktır. 2003 ve 2017’deki anketler, İsrail’in Arap nüfusunun çoğunluğunun kendilerini “Filistinli” olarak tanımladığını gösterirken Yahudi Halk Politikası Enstitüsü (JPPI)  tarafından Nisan 2020’de yapılan başka bir araştırma aksini öne sürüyor.

Her şeye rağmen, İsrail’in kuruluşundan bu yana, birbirini izleyen hükümetler ve çoğu medya kuruluşu, Filistinli vatandaşları tanımlamak için neredeyse her zaman “İsrailli Arap” terimini kullandı. Eleştirmenler tarafından bu girişimlerin çoğu Filistinli kimliğini silme girişimi olarak kabul edildi. 1969’da yaptığı bir açıklamada dönemin İsrail Başbakanı Golda Meir  “Sanki Filistin’de bir Filistin halkı varmış da biz gelip onları kovup ülkelerini ellerinden almışız. Hayır, onlar burada hiç olmadı” şeklinde utanç verici ifadelerde bulundu.

1973’te fotoğraflanan İsrail Başbakanı Golda Meir, bir zamanlar “Filistin’de bir Filistin halkı” olduğunu reddetmişti. (AFP)

İsrail’deki bazı Filistinliler kendilerini “48 Arapları” olarak adlandırırken diğer bir kısım kendilerini “67 Arapları” olarak tanımlıyor.Bunlar ise genellikle 1967 savaşından sonra İsrail’in işgal ettiği Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs gibi bölgelerde yaşıyorlar.

Ayrıca ağırlıklı olarak kuzeydeki İsrail’in işgal ettiği topraklar ve Golan Tepeleri’nde yoğunlaşan İsrail’in Dürzi vatandaşları, diğer Yahudi olmayan topluluklarla karşılaştırıldığında, nispeten daha çok “Arap” veya sadece “İsrailli” olarak kendilerini tanımlama eğilimindeler. Hıristiyan ve Müslüman Filistinliler askerlik hizmetinden muaf iken İsrailli Dürziler değildir.

İsrail’de Dürzilere verilen “ayrıcalıklı azınlık” statüsü için pek çok neden gösterildi. Alenen bilindiği üzere İsrailli Dürziler 1920’lerden beri Siyonist liderler tarafından Hıristiyan ve Müslüman gruplara karşı müttefik olarak yetiştirildiler. Ancak son yıllarda birçok Dürzi, Filistinli Müslümanlar gibi yoksulluk ve ayrımcılık düzeylerini gerekçe göstererek İsrail ile ipleri kopardı. 2018 yılında İsrail’de Ulus-Devlet yasasının parlamentodan geçmesi ise “sadık” azınlık olarak algılanan Dürziler için bir darbe oldu.

SİYASET VE 48 ARAPLARI

İsrail’in Filistinli vatandaşları, Filistin’in siyasi ve ulusal arzuları söz konusu olduğunda uzun süredir bir dizi ikilemle karşı karşıya kalıyor. Bir yandan çoğu, İsrail sınırları içinde yer alan dedelerinin evlerini muhafaza etmek ve İsrail’deki nispeten daha yüksek yaşam standardından yararlanmak istiyor; diğer taraftan Filistin ulusu olmak ve kendi kaderini tayin etmek arzusuyla güçlü bir şekilde özdeşleşiyorlar. 

Bu durum başka hiçbir yerde iki devletli çözüm etrafındaki tartışmalarda olduğu kadar problem olmamıştır. Geçmişte çok sayıda İsrailli siyasetçi, bir Filistin devletinin kurulması durumunda İsrailli yerleşimciler karşılığında İsrail’in Filistinli vatandaşlarını yeni Filistin devletine geçmek zorunda bırakacak toprak takaslarının olması gerektiğini öne sürmüştü.

İsrail’in Filistinli vatandaşları için siyaset sıklıkla sivil haklarla ilgili meselelerin ve İsrail’deki Yahudi ayrıcalıklarının sona ermesine odaklanıyor.

Tarihsel olarak İsrail’in Filistinli vatandaşları için belki de en etkili örgüt İsrail Komünist Partisi olmuştur.  İsrail tarihinin büyük bölümünde bariz Filistin yanlısı ve Siyonist karşıtı politikalar yasaklanmışken Komünist Partisi Filistinli vatandaşların hakları adına solcu ve Siyonist olmayan Yahudilerle örgütlenmek için bir alan sunmuştur. 

İsrail Komünist Partisi destekçileri Temmuz 2014’te Tel Aviv’deki Rabin Meydanı’nda protesto gösterisi düzenledi. (AFP)

Bugün İsrail Komünist Partisi’nin varisi olan Hadaş Partisi, Ortak Arap Listesi’ne liderlik eden İsrail’deki başlıca Arap siyasi partisidir. Ortak Arap Listesi, Marksist-Leninist Hadaş Partisi’nden laik Arap milliyetçisi Ta’al ve Balad’a kadar bir dizi farklı siyasi hareketi içeren bir koalisyondur.

Yakın zamana kadar İslamcı Birleşik Arap Listesi de bu koalisyona üyeydi ancak 2021’de diğer partilerin sosyal liberal ve laik eğilimleri de dahil olmak üzere meydana gelen bir takım anlaşmazlıklar nedeniyle ayrıldı. Ortak Liste’nin çok sayıda üyesi ve onun bileşen partileri hakkında dava açıldı ve Knesset üyelerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Özellikle Ortak Liste’nin başkanı Eymen Odeh, İsrail’deki marjinal gruplarda dahil olmak üzere hem Yahudileri hem de Filistinlileri kapsayan bir sivil platformda kampanya yürütmeye çalıştı.

Eymen Odeh, “Netanyahu hükümeti tarafından haftalarca süren şiddetli ve endişe verici baskı ve Kudüs’ün yangın yerine dönmesi bu gece hepimiz için bir kırılma oldu.” şeklinde İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına yanıt olarak İbranice tweet atmıştı. Tweetin devamında şöyle diyordu :

“Masum sivillere zarar vermenin hiçbir mazereti olamaz. Herhangi bir vatandaşa zarar vermenin mazereti olamaz.Özellikle böyle günlerde Araplar ve Yahudiler olarak kışkırtma ve şiddete, abluka ve işgale karşı, herkes için barış ve güvenlik adına birlikte hareket etmeliyiz.”

Bu yazının orijinaline linkten ulaşabilirsiniz:

https://www.middleeasteye.net/news/israel-palestinian-citizens-who-explained

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir